BiyografiEdebiyat

Aliya İzzetbegoviç Perspektifinden Medeniyet

Aliya İzzetbegoviç ’in Kültür ve Medeniyet Ayrımı

Kültür, daima insan ve insanlar arası etkileşim ile ilgilidir. İnsan diğer varlıklardan ayıran önemli özellikler arasında onun kültürlü bir varlık olması ve nesilden nesle yaşadığı kültürel birikimi aktarması dikkat çekmektedir. Bu birikim, bir insani ve sosyal gerçeklik olarak kültürün devamlığını sağlamakta­dır. Nesneler, ritueller, kişiler, tarih, toplum ve din bir kültürün içinde anlam bulmaktadır. Bu anlam üretme süreci, kültürlenmedir. Her insan bir kültürel gerçeklik içinde yetiştiği için kültürlenme, insanın bulunduğu her yerde gerçekleşmektedir. Çünkü insan kendisine, diğer insanlara ve daha başka her şeye anlam yükleyen bir varlıktır. Anlam atfetmeye dayanan sosyal örgütlenmenin kurallar üzerinden devamlılığı, bir arada yaşamayı sağlamaktadır. Anlam üretme ve bir arada yaşama, kültürel gerçekliğin ve kültürlenmenin en önemli iki özelliği olarak kabul edilebilir.

İnsan Düalizmi Kültür ve Medeniyetin Kaynağı

Bu farklılıkların ilk görünümlerinden birisi olan şehir ha­yatını ve şehirdeki kültürün farklılığını vurgulamak için medeniyet kavramına başvurulmuştur. Sosyal bilimlerin oluşturduğu kaynaklarda medeniyetin ilk kullanımlarından birisi “şehir kültürü” vurgusunu taşımaktadır. Şehir hayatı insan ilişkilerinin ve kültürlenmenin farklı şekillerde kurulmasına ve tek bir kültürden daha çok, kültürlerin bir arada varlığına işaret etmektedir. İş bölümünün çeşitlenmesi, teknik gelişmeler ve kültürel farklılıkların bir arada yaşaması medeniyete de kay­naklık etmiştir. Ancak her durumda, insan kültürlenmeyi tecrübe etmektedir ve böylece medeniyet içinde de kültürler var olmaktadır. Bugün, batı medeniyeti üzerinden süre giden tartışmalar açısından da bu durumun değişmediğini söylemek mümkündür. Batı medeniyetinin gelişmesi sürecinde iş bölü­münün çeşitlenmesi ve teknik gelişmeler yaşanmıştır. Fakat farklı kültürlerin bir arada yaşaması meselesi, batı medeni­yetinin karşılaştığı en önemli meselelerden birisi olmuştur ve olmayı sürdürmektedir. Kültür ve medeniyet, insan gerçekliğinin düalizmini yansıtmaktadır. Aliya İzzetbegoviç, insan düalizminin kültür ve medeniyetin kaynağı olduğunu kabul etmiştir.

Kültür de medeniyet de insan için zaruridir.

Aliya İzzetbegoviç’e göre kültür ve medeniyet kavramları insan gerçekliğinin düalizminden açıklanabilecek kavramlardır. Kültür alanı insanın biyolojik gerçekliğinden ayrı olarak onu diğer varlıklardan ruh, ahlak, özgürlük, sanat gibi unsurları içine almaktadır. Medeniyet ise teknik aracılığıyla insanın doğa ile kurduğu ilişkiye karşılık gelmektedir. Bir taş ya da tahta parçası teknik bir alet olarak kullanılabileceği gibi taşta olmayan bir anlamın ona sembolik olarak yüklenmesiyle kutsal bir anlam kazanabilir. İlk durumda nesneye alet olma özelliğini ve teknik anlamını kazandıran işlevdir. Bu anlamın kaynağında insanın doğayla kurduğu teknik ilişki bulunmaktadır. İkinci durumda taşa kutsal olma özelliğini kazandıran anlamı, insan dışında bir kaynakta bulmak müm­kün değildir. Kutsal olma özelliğiyle taş, manevi bir kaynaktan anlamını kazanmaktadır. Hem kültür, hem de medeniyet, an­lam yüklü gerçeklikler şeklinde var olmaktadır. Ancak kaynak itibariyle medeniyet, insanın kendi dışındaki doğal gerçekliğe yönelmesinden, kültür ise insanın kendisine yönelmesinden ve İnsanî gerçeklikten varlık bulmaktadır. Aliya Izzetbegoviç düşüncesinde bu kavramlar insan düalizmini yansıtan kav­ramlardır. Kültür de medeniyet de insan için zaruridir. Çünkü insan ne sadece bedenden oluşabi­lir, ne de sadece ruhtur. İnsan sadece maddi ihtiyaçlarını karşı­layarak kendi varlığım sürdüremez; maneviyata ve hakikate de muhtaçtır. İnsan, hem manevi hem de maddi yönlere sahip bir varlık olduğu içindir ki tarih boyunca bu düalizmin bir sonucu olarak kültür ve medeniyet, insanlar tarafından farklı dönem­lerde farklı şekillerde üretilen gerçeklikler olarak her toplum­da karşılaşılan unsurlar olmuştur.

Medeniyet İnsan Yerine Toplumu Merkeze Aldı

Tamamen insani olması dolayısıyla kültürü insanın kendi­sini keşfetmesinin bir yolu olarak gören İzzetbegoviç, medeniyetin ise insan yerine toplumu merkeze aldığını ve kitle eğitiminin medeniyetin taşıyıcısı olduğunu savun­muştur. Zorunlu ve milli eğitim sistemine dayanan okullaş­ma, batı medeniyetini taşıyan önemli süreçlerden birisidir. Batı medeniyetini kendilerine örnek alan diğer toplumlarda da batılı eğitim sistemlerine göre eğitim veren okullar, özellikle o toplumların modernleşme süreçlerinde önemli roller icra etmişlerdir. İzzetbegoviç, insanın kendi benliği, varlığı, ruhu üzerine düşünmesi ile modern eğitim sisteminde kendisine öğretilenleri alması arasında derin bir fark olduğunu tespit etmiştir. Aslında bu fark, kültür ile medeniyet arasındaki farktır. Ona göre düşünme ve meditasyon, insanın Ben kimim? Sorusuna hürriyet ve ruh üzerinden bir cevap bulma imkanıdır. Ancak medeniyetin eğitim sürecinde insanın işleyen bir toplumsal sisteme ya da devlete aidiyeti önemsendiği için en başta ‘Ben Kimim’ sorusunun sorulmasının önüne geçilmektedir. Hatta sorular sormaya imkan bırakmayan hazır cevaplar sunulmaktadır.

Özgürlük Mücadelecisi ve İslam Düşünürü Aliya İzzetbegoviç, M. Hakkı Akın, Faruk Karaarslan, Pınar Yayınları, İstanbul, 2015, 99-104 s

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün