EdebiyatRoman

Dostoyevski ‘nin Yeraltından Notları

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ‘nin Yeraltından Notlar kitabına bir ay içerisinde iki defa başlayıp ilk 20 sayfadan bir türlü ileri gidemedim. Bu süreçteki yolculuklarda bana eşlik eden bu kitabı kararlı bir şekilde, sakin bir ortamda tekrar okumaya başlayınca tek solukta bitirdim.(Diğer kitap incelemelerimi buradan okuyabilirsiniz) Kitap bittikten sonra neden okumak için bu kadar bekledim diye hayıflandım. Bu kitaba inceleme yazmakla yazmamak arasında çok gittim, geldim. Çünkü incelemesi zor bir kitap. Dostoyevski gibi bir usta yazarın kalemi çok derin. Eee hâl böyle olunca da çoğu okur bu derinlik karşısında cümle bulmakta zorlanıp duygularını açıklamakta yetersizlik hissi yaşayabilir.

Gelelim Yeraltından Notlar kitabımızın incelemesine. Roman iki bölümden oluşuyor. Olaylar birinci tekil şahıs ağızından anlatılıyor. İlk bölümde yani Yeraltı başlığında kendinizi anlatıcıyla sohbet ediyor gibi hissediyorsunuz. Anlatıcı bu bölümde kendini en ince detayına kadar anlatıyor.’ Ben hasta bir adamım… Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben. Galiba karaciğerimden zorum var. Doğrusu hastalığımın ne olduğunun da farkında değilim ya, hatta neremin ağrıdığını bile iyice bilmiyorum’. Bu alıntıdan hasta ruhlu ve yalnız bir karakter analizi çıkıyor ilerleyen süreçte iç dünyasını daha da açan karakterimiz kendini şu cümlelerle tanıtmaya devam ediyor:  ‘Kötü biri olmamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim:  Ne kötü ne iyi, ne alçak ne namuslu, ne kahraman ne de haşerenin biriyim. Şimdi bir yandan köşemde pinekliyor, bir yandan da acı, faydasız bir teselliyle avunuyorum: Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır.’ Kırk yaşındaki bu adamın günahlarımın kefareti dediği notlarını yani sırlarını yazma üslubunun tartışmasıyla bölümü bitirmiş oluyoruz.

Sulusepkene Dair

İkinci bölüme yani Sulusepkene Dair’e gelindiğinde de karakterimiz; yaşadığı sıkıntılı olayları anlatmaya başlıyor ve ilk bölümdeki ruh haline nasıl büründüğünü anlamaya başlıyoruz. Yirmi dört yaşındaki o gençle yüzleşmesini aktarıyor. ‘Hayatım o zaman bile sönüktü, derbederdi, yabani sayılacak derecede bir başımaydım. Kimseyle arkadaşlık etmiyor, konuşmaktan kaçıyor, gitgide daha çok kabuğuma çekiliyordum. Vazifemde, çalıştığım dairede kimsenin yüzüne bakmamaya gayret ediyordum; meslektaşlarımın bana yalnız acayip adam olarak değil-hissettiğime göre- aynı zamanda tiksintiyle baktığını da gayet iyi görüyordum.’  Buradan da dışlanmış yine yalnızlığın simgesini yaşıyor olan bir karakter analizi çıkarabiliriz.


Kendisiyle yüzleşmesi sonucunda kendi deyimiyle anti kahramana dönüşmesini şu şekilde aktarıyor: ‘Bir köşeye çekilip ahlak bozukluğumla bütün bir ömrü nasıl heba ettiğimi, kötücül, boş gururumun yüzünden yaşayan alemle her türlü bağı keserek nasıl yer altına çekildiğimi uzun bir öykü gibi anlatmanın hiçbir ilginç yanı yok elbette; hem romanda bir kahraman olmalıdır; halbuki benimkinde bir kahramanın tersi olan ne kadar özellik varsa kasten bir antikahramanda toplanmış. Yeteneksizliğinin ve değersizliğinin farkında olan bu antikahraman, Dostoyevski tam olarak kitapta anlatmak istediğini yansıtmış bence. Hastalıklı bir ruh hali, aşağılık psikolojisi içerisinde kendine bir yer edinme çabasında olan kişi bunu başaramadığı her adımda daha da fazla yanlışa sürükleniyor. Bu durum onun mutsuz halini daha da olumsuz etkiliyor. Bir yandan kendini sorgularken, yaptıklarının yanlışlığını biliyor ama bundan kurtulamayıp yanlışı yanlışla kapatmaya çalışıyor.

Bölüm sonunda bu antikahramanımız ‘canlı hayat’ kavramını ortaya atarak tartışmaya açıyor. ‘Yaşamdan öyle kopuğuz ki, gerçek canlı hayata karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz. Öyle bir hale gelmişiz ki, gerçek ‘canlı hayat’ bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaptan öğrenmeyi yeğliyoruz.’

Dostoyevski ne kadar usta bir yazar olduğunu bu itabında da bir kez daha kanıtlamış. Hikâyesi içinize işleyerek okuyabileceğiniz bir kitap. Kişilerin içlerinde neler beslediğini aşağılık kompleksinin nasıl olduğu ve kendini kanıtlamak için değerli hissettirmek için neler yapabileceğini gösteren harika bir kitap. Günümüzde de birçok insanın kendinin fark edilebilmesi içinde böyle şeyleri yaptığını okuduktan sonra daha net görebiliyoruz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün