Makaleler

NEDEN ÇOKLU ZEKA KURAMI?

Çoklu Zeka Kuramı nedir, eğitime yansımaları ne şekilde ve neler gibi çalışmalar yapılıyor? Bu kurama göre bireyler, sadece sayısal ve sözel becerilere değil, uzamsaL, müzikal, bedensel, sosyal, öze dönük ve doğa ile ilgili belirgin becerilere de sahiptir. Bu nedenle eğitimde de sadece dil ve mantık-matematik zekâları değil, diğer tüm zekalar dikkate alınmalıdır. Çoklu Zeka Kuramına göre sınıf uygulamaları konusunda pek çok çalışma yapılmaktadır ancak bunların içinde en doğrusu belirlenememektedir. Öğretmenler sınıf ortamına, hedeflere ve topluma bakarak uygun yöntemleri seçmesi gerekmektedir.

Üzerinde yıllardır çalışılan zekâ, soyut bir kavramdır. Bu nedenle de hep merak edilen, çerçeveleri çizilmeye çalışılan, sorgulanan bir canlı özelliği haline gelmiştir. Günümüze dek, araştırmacılar bireylerin zihinsel yapılarına ve davranışlarına bakarak zekâ üzerinde fikirler yürütmüşlerdir. Buna göre zekâ, kimi zaman bir testten alınan puan, kimi zaman çevreye uyum sağlama, kimi zaman da problem çözme yeteneği olarak düşünülmüştür. Bu kuramlarda çoğunlukla dil, matematik ve mekanik gibi yeteneklerle, verilen yeni bir problem durumunun çözülebilmesi ölçüt alınmıştır.

Çoklu zeka kuramı, yeni eğitsel yöntemlerin düşünülmesi için ortaya atılmıştır.

Günümüzde ise eğitim ve psikoloji alanındaki gelişmelerle birlikte bireylerin neler yapabildiğinden çok, neler yapabileceği düşünülmeye başlanmıştır. Bu testlerin çocukların değerlendirilmesinde yeterli olmayacağı, onların potansiyel yeteneklerinin ortaya çıkarılması gerektiği görüşü yaygınlaşmaktadır. Çoklu zeka kuramı da bu amaçla, yeni eğitsel yöntemlerin düşünülmesi için ortaya atılmıştır. Bu kuramın kurucusu Gardner, insan beyninin modüler bir yapıya sahip olduğunu ve beyinde dilsel, sayısal, görsel, mimiksel ve diğer sembol sistemleri kullanılarak ayrı psikolojik işlemler gerçekleştiğini savunmaktadır. Araştırmalar göstermektedir ki, farklı sembol formları beynin (cerebral cortex) farklı bölümlerine hizmet etmektedir. Gardner, okullarla ilgili yaptığı çalışmalarda eğitimde sadece iki sembol formunun kullanıldığını (dil ve mantık-matematik) ve diğer sembollerin okul dışına bırakıldığını fark etmiştir.

Çoklu Zeka  Kuramı bilişsel bilim, gelişimsel psikoloji ve nörobilimden yararlanarak her bireyin zeka düzeyinin otonom güçler ya da yetenekler tarafından oluştuğunu ve 8 zeka gücünün var olduğunu savunmaktadır. Zekalar her zaman birlikte çalışırlar.

Bu zeka güçleri;

  1. Analitik zeka
  2. Müzikal zeka
  3. Sosyal zeka
  4. Görsel zeka
  5. İçsel zeka
  6. Bedensel zeka
  7. Sözel zeka
  8. Doğa zeka 

Okul öncesi dönem insan yaşamının gelişim hızı en yüksek olan dönemlerinden biridir. Bu dönem beyin hücreleri arasındaki iletişim örüntülerinin oluştuğu ve öğrenme hızı ve kapasitesinin de yüksek olduğu dönemdir. Çocuk, yürümeyi, konuşmayı, tüm yaşamı boyunca kullanacağı temel alışkanlıklarını, bu dönemde öğrenir. Çevresindeki yetişkinlerle ve çocuklarla ilk temaslarını bu dönemde kurar. Çocuğun başlangıçta, anne-baba ve yakın çevresindeki insanlarla sınırlı olan dünyası, yavaş yavaş, diğer çocukları ve farklı yetişkinleri ve okulu da kapsayarak zenginleşir.

Vefa Bilici

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün