Edebiyat

Rotterdamlı Erasmus ’un Delilik Tanımı

Bir Erasmus atasözü der ki;‘’Seni kimsecikler övmüyorsa, sen de kendi kendini öv!” Deliliğe Övgü deha ile ahmaklık arasında gelgitlere tanık olduğumuz bir düşsel bir oyun olarak tanımlanıyor. Deliliğe Övgü’de Erasmus, onlarca antik Yunan-Roma klasiğine atıfta bulunuyor. Avrupa’nın özellikle Rönesans aydınlarının temel kitaplarının büyük bölümü antik Yunan-Roma’dan geliyor. Bu insanların bilgi birikiminin temellerini Yunanca ve Latince klasikler oluşturuyor. Zaten okurken de bunu fark ediyorsunuz. Bu kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizinden okudum. Bir günde bitecek kitap önerisi listelerinde yer alabilecek klasik eserlerden biri. Modern Klasik kitap önerilerime buradan ulaşabilirsiniz.

Kitapta anlatıcımız bir kadındır. Karakteri kadın seçmesi ile birlikte o dönemin katı kilisesini rahatlıkla eleştirebilme imkânı elde etmiş. Neden kiliseyi kadın eleştiriyor? Çünkü o dönemin anlayış itibariyle kadınların sözleri fazla ciddiye alınmayacak türden görülüyor. Bunu da budalalığa övgüler yağdırdım, ama tamamen budalaca da değil diyerek savunuyor. Karakterimizi tanıtırsak bu kadın da öyle herhangi bir kadın değil, deli dolu bir kadındır. Erdemleri ne dindarlık üzerine ne de ahlakçılık üzerinedir. Hatta orta çağ boyunca yasaklanmış hatta bir nevi lanetlenmiş olan günahları baş erdemleri olarak saymıştır.

Rönesans yergi türünün en iyi örneğidir.

 Kitabın özgün adı ise; “Morias Enkomion Seu Laus Stultitiae”. Rotterdamlı Erasmus’tan dostu Thomas Morus’a ithafen yazılmış bu kitap bol ironi ile doludur ve yanlış anlamanın önüne ancak tersten okuma ile geçilebilir. Zira dönem insanlarının yanlış ve sahte yollara saptıklarını düşünen Erasmus mesajını tam da bu hataları överek verir. Erasmus ’un Deliliğe Övgü’sü “Rönesans yergi türünün en iyi örneği” olarak kabul edilir. Eser, vaaz kürsüsünü ele geçirmeyi başarmış deliliğin konuşmasıyla başlar ve kitabın sonuna değin bizimle birinci ağızdan konuşan kişi kadınsa “Delilik”tir. Kitabın son sayfalarında kiliseyi ve din adamlarını eleştiri yağmuruna tutan kadın karakterimiz sözlerini bitirirken baksanıza, haddimi aşıp yabancı mıntıkaya dalmışım. İyi de bunun kime ne zararı var? Çok mu işveli ya da geveze geldi size, öyleyse nihayetinde bir hatun kişi olduğumu söyleyip geçin, ama Yunanca kaleme alınmış şu dizeyi de aklınızın bir köşesinde bulundurun: ‘Bir ahmağın dilinden beklenmedik olağanüstü laflar döküldüğü sıkça görülmüştür .’ Yoksa bu laf hatun kısmı için geçerli değil mi sanırsınız? Bunca gevezeliğimin ardından neler söylediğimi hatırlayacağımı zannediyorsanız aklınıza şaşarım diyerek sözlerini bitiriyor. Bakalım, minik alıntılarımla bu deli bize ne demişti?

Stoacılar

Her varlığın anası olan doğanın insanı da yarattığı gözlerden kaçmamalıdır. Doğa ki temkinli olduğundan budalalığın tuzunu sağ olsun yeryüzünün hiçbir köşesinden esirgememiş Stoacılar bilgeliğin akla itaat etmek, budalalığın ise hevesin peşinden koşmak olduğunu söyler. Jüpiter de insan hayatında çeşni eksik olmasın, gam ve kederde bulunsun diye düşünmüş olacak ki ayarı yaparken hevesi akıldan bol katmış.

Bilgi

Kim bilgisine bilgi eklerse, başına dert alır ve çok şey aldığından çok da huysuzlanır.
Kalbimi bilgi ve öğretiyi, hataları ve akılsızlığı anlamaya adadım.

 Evlilik

Mantığınıza sesleniyorum, insan evlilik kurumunun köhneliğinden haberdar olsaydı kafasını evlilik yularına gönüllü uzatır mıydı?

Bilgeler

Filozofların ciğeri gündelik hayatta da beş para etmez. Her ne denli bilgece olmasa da Apollo’nun bir kehanetinde yegâne bilge olarak nitelendirdiği Socrates kanıtlamıştır bunu: Günün birinde Apollo ölümlü ahaliyi karşısına alıp da onlara hitap etmeye kalkıştığında bir kahkaha tufanıdır kopar. Buna tanık olan Socrates kendisine tevdi edilen bilge unvanını kibarca ve bilgece reddedip bunun sadece Tanrı’ya yakışabileceğini söyler. Aklı başında olan Sokrates haklı olarak bilge kişinin siyasetten uzak durmasının gerekliliğini vurgulamıştır burada. Aslında belki de söylemek istediği şuydu: ‘İnsan olmak kaygısı mı taşıyorsun, o halde bilgelikten sakın kendini!’ Nitekim davası görüldükten sonra baldıran zehri içip canına kıymasına yol açan da bilgeliği değil miydi?

Delilerin mutluluğu

Delilerin mutluluğuna dönelim arzu edersiniz. Yaşamlarını zevk ve sevinç içinde yaşadıktan sonra, hiç korkmadan, hatta duyumsamadan ölümle buluşur, bu dünya da oyalanmadan cennete giderler.

İnsanların büyük çoğunluğu

Bütün deliler, kendilerini alkışlayan başka deliler bulurlar; zira bir şey ne kadar sağduyunun karşıtı ise, o kadar çok hayranı kendine çeker; en fena olan şey, her zaman çoğunluğu okşayan şeydir; bundan da doğal bir şey yoktur, mademki, size daha önce dediğim gibi, insanların büyük çoğunluğu delidir.

 Heykeller

 Heykeller temsil ettikleri şeylere yarardan çok zarar verir. Çünkü ahmak ve kalın kafalı insanlar onların temsil ettiği kutsallıklar yerine objelerin kendilerine bağlanırlar.

“Gerçek bilgelik deliliktir. Kendini bilge kabul etmek ise gerçek deliliktir.”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün